Yerel Yönetimler ve İklim Değişikliği


Ekonomik, sosyal, çevresel altyapıyı kuran, işleten ve idame etti­ren kuruluşlar olan yerel yönetimlere; BM Rio Çevre ve Kalkınma Zirvesi’nde (1992) 21. yüzyılın sürdürülebilir kalkınma için eylem pla­nı olarak kabul edilen “Gündem 21” ile sürdürülebilir kalkınma konusunda önemli bir rol vermiştir. Halka en yakın yönetimler olduklarından yerel yönetimler sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi için bil­gilendirme sağlamakta, yerel kaynakların harekete geçirilmesinde, yerel ihtiyaçlara cevap veril­mesinde hayati rol oynamaktadırlar.

Kentler ve kentsel bölgeler bugün dünyanın yüzey alanının yalnızca %2’sini kaplasalar da, kaynakların yaklaşık %75’ini tüketip atıkların hemen tümünü üretmektedirler. Sergiledikleri ekonomik performansa paralel olarak tüm enerjinin % 73’ünü tüketirken, iklim değişikliğine yol açan küresel seragazı salımlarının da % 80’inden sorumludurlar. Küresel ısınmaya yol açan sera gazları, özellikle CO2 büyük ölçüde kentlerde ve çevresinde faaliyet gös­teren sanayiden, konutlardan, trafiğe çıkan motorlu araçlardan kaynaklanmaktadır bu nedenle sera gazı emisyonlarının azaltılmasında en büyük görev kentlere ve kent yöne­timlerine düşmektedir. Dünyada nüfusun yarısı, Türkiye’de ise üçte ikisi kentlerde yaşamaktadır.

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin kapsamında yapılan çalışmaların son 20 yılı değerlendirildiğinde, başta ulusal hükümetler olmak üzere, büyük uluslararası şirketler ve esas olarak da piyasa mekanizmalarının ön planda tutulduğu görülmektedir. Birbirini izleyen sayısız uluslarararası toplantının, ulusal ekonomik çıkar çatışmaları ile çıkmaza girmesi ile iklim değişikliği müzakerelerinin kilitlendiği gözlenmektedir. Hayal kırıklığı yaratan bu durum yerel idareler ve kent yönetimlerinin, görüşmelere ağırlıklarını koyacak şekilde örgütlenme yoluna gitmeleri sonucunu doğurmuştur. Yerel yönetimlerin oluşturdukları birlik ve kurumlar, iklim değişikliği ile mücadele bakımından, içinde bulundukları merkezi yönetimlerden çok daha ileri hedef ve stratejileri hayata geçirmiştir. ICLEI’nin küresel çapta, “İklim Değişikliği ile Mücadele için Kentler “, ABD’nin “Belediye Başkanları İklim Koruma Anlaşması” , “Yerel Yönetimler İklim Yol Haritası” ve AB ülkelerindeki “Belediye Başkanları Sözleşmesi” bu alandaki başlıca örneklerdir.

Yerel yönetimlerin bu birlikler aracılığı ile yapmış olduğu çalışmalarda sera gazı envanterlerinin çıkartılması ve azaltım yapılabilecek alanların belirlenmesi öncelikli konudur. Sonrasında oluşturulacak Enerji Eylem Planları, sera gazı salımlarının azaltılması için; enerji, kamu binaları, ulaşım, konut, arazi planlaması ve atık yönetimi sektörlerinde alınacak önlemleri gözler önüne sererek düşük karbonlu bir kent için önemli fırsatlar ortaya koymaktadır. Yerel yönetim birimlerinin yanında önemli paydaşlarının da (mesleki oda ve birlikler, sanayi kuruluşları, üniversiteler, diğer kamu kurumları, vs…) katılımı ile oluşturulan bu Eylem Planları Avrupa kentleri arasında en iyi uygulama yarışmalarına dönüşme eğilimindedir. Yerel yönetimlerin uygulama örnekleri şeffaf bir şekilde diğer imzalayan yerel yönetimlerle paylaşılmaktadır.

Yüksek yoğunluklar ve ölçek nedeniyle kentlerde düşük-karbon politikalarının ekonomik uygulanabilirlikleri son derece yüksektir. İklim değişikliği ile mücadelede kullanılacak seçenekler arasında, enerji verimliliğini artırmak gibi tüketim eğilimlerine yönelik olanlar, fayda maliyet oranı en iyi olan önlemlerdir. İklim değişikliği ile mücadele ve düşük-karbon politikalarının, yüksek maliyet gerekçesi ile ertelenmelerinin bedeli çok daha yüksek olmaktadır.

Düşük-karbon ve iklim politikalarının kentlerin, ‘yeşil ekonomik yenilenme’ kapsamında enerji tedarikinden, ulaşım modellerinin düzenlenmesine, bina enerji verimlerinin ve enerji etkin yapı stokunun artırılmasından kentsel altyapı inşasına, ekonominin pek çok katmanını yakından etkileyecek sayısız alanda yenilikçiliğe dayalı ekonomik büyüme fırsatları yaratabileceği bilinmektedir.

Türkiye’de bu konuda birkaç yerel yönetimin öncülüğünde önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Öncelikle Gaziantep Belediyesi İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlamış, ardından Kadıköy Belediyesi kurumsal karbon ayakizini açıklamıştır. Karşıyaka Belediyesi imzalamış olduğu Başkanlar Sözleşmesi (Covenant of Mayors) için Sürdürülebilir Enerji Eylem Planını 2012 yılı içinde sunmuş ve 2020 yılına kadar sera gazı salımlarını önemli ölçüde azaltacağını açıklamıştır. Demir Enerji Danışmanlığın desteği ile Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı çalışmalarına başlayan belediye ve yerel yönetimler aşağıda yer almaktadır.